Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Türkistanlı Kadınlar, Çinli Erkeklerle Yatmaya Zorlanıyor!
Dünya
2019-11-22 23:18

Türkistanlı Kadınlar, Çinli Erkeklerle Yatmaya Zorlanıyor!

Eşleri toplama kampına ya da ceza evine gönderilen Doğu Türkistanlı kadınların, evlerini kontrole gelen Çinli ‘görevli’ erkeklerle düzenli olarak aynı yatağı paylaşmaya zorlandıkları ileri sürüldü.

Çin yönetiminin ‘kültürel değişim’ ve ‘kardeş aile’ uygulaması kapsamında Çin Komünist Partisi üyesi görevliler, Uygurların ve diğer Müslüman azınlıkların evlerini denetlemeye gidiyor.

Çoğunluğu Han Çinli erkeklerden oluşan, sayıları 1 milyonu aşan ‘görevliler’ düzenli olarak aileleri ziyaret ederek ayda en az 8 gün bu evlerde sabahlıyor.

İnsan hakları örgütleri, ailelerin ziyaretlere rıza gösterip göstermediğine bakılmadığını belirtiyor.

ÇKP Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komitesi’nin resmi yayın organı “Sincan Günlüğü” gazetesinin haberine göre, geçen yılın 11 ayında toplam 1 milyon 120 bin resmi görevli bölgedeki her etnik kökenden 1 milyon 690 bin ailenin evlerinde kaldı.

Söz konusu görevlilerin kaldıkları evlerdeki ailelerle “yemeklerini paylaştıkları, bayramları birlikte kutladıkları, çocukların ev ödevlerine yardım ettikleri, dostlukları geliştirdikleri, ‘Ulusal Birlik ve Aile’ duygusunu teşvik ettikleri, aileleri başkent Urumçi’ye eğlenmeye götürdükleri” belirtildi.

Program kapsamında Uygur ailelerden evlerine gelen görevlilere yaşamları, günlük faaliyetleri ve siyasi görüşleri hakkında bilgi vermeleri ve kendilerine empoze edilen Komünist Parti ilkelerine uymaları isteniyor.

Görgü tanıklarının beyanlarına ve çeşitli kaynaklara dayandırılan haberde, yatıya gelen ÇKP üyeleri evdeki kadınlarla aynı yatağı paylaşıyor ve ev sahibi kadınların da bu duruma itiraz hakkı bulunmuyor.

“Yatakta iki kişi kalıyor, hava soğuksa 3 kişi birlikte uyuyor”

 

Bir ÇKP yetkilisi, görevlileri, gözetim altında tutulan ailelerin ‘akrabası’ olarak tanımlarken bu kişilerin ev sahipleriyle birlikte ortak aktiviteler düzenlediğini söyledi.

Adının açıklanmasını istemeyen ve Doğu Türkistan’ın Yengisar kentindeki 80 ailenin izlenmesinden sorumlu aynı yetkili, “Onlar (görevliler) gittikleri akrabalarının evinde gece ve gündüz kalıyorlar.” dedi.

ÇKP’li yetkili, “Normalde bir yatakta iki kişi kalıyor ancak hava soğuksa üç kişi birlikte yatıyor.” ifadesini kullandı.

Vazifeleri gittikleri evlerden istihbarat toplamak olan bu kişilerin Uygur ailelere ‘yardımcı olduğunu’ iddia eden yetkili, “Birlikte kaldıkları süre içerisinde görevliler onlara yeni fikirler sunuyor, hayat hakkında konuşuyorlar ve bu zaman zarfında birbirlerine karşı dostane duygu besliyorlar.” diye konuştu.

Ayrıca ÇKP’li aynı yetkili, birlikte geçirilen süre içerisinde Çinli görevlilerin herhangi bir kimseden yararlanmaya çalışmadığını ya da cinsel taciz şikayeti almadığını söyleyerek ‘kadınların eşleştirildikleri erkek akrabalarıyla aynı yatakta uyumasının da gayet normal olduğunu’ iddia etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Genel Direktörü Kenneth Roth, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Çin hükümeti, yeniden eğitim adı altında tutukladığı Uygur Müslümanların eşlerini devlet yetkilileriyle yatmaya zorluyor. Bunu da tecavüz etmemek daha ziyade ‘birbirlerine karşı duygu geliştirmek’ olarak açıklıyor.” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

Doğu Türkistanlı kadınlar zorla Çinlilerle evlendiriliyor

Doğu Türkistanlı Müslümanlara sosyal hayatta birbirinden ağır şartlar dayatan Çin güçlerinin, Doğu Türkistanlı kadınları Çinlilerle evlenmeye zorladığı bildirildi.

Doğu Türkistanlılara akıl almaz zulümlerde bulunan Çin güçlerinin imza attığı bir skandal daha ortaya çıktı.

Yerel kaynakların aktardığına göre Doğu Türkistanlıların dini ve kültürel değerlerini yok etme amacıyla çeşitli çalışmalarda bulunan Çin yönetiminin Doğu Türkistanlı kadınları Çinli erkeklerle evlenmeye zorladığı öğrenildi.

Hak ihlallerinin adeta zirve yaptığı Doğu Türkistan’da geçtiğimiz aylarda başka bir skandal daha ortaya çıkmış ve Doğu Türkistan’a Çinli göçmen gönderilerek Doğu Türkistanlı Müslümanların asimile edilmeye çalışıldığı bildirilmişti. Çin yönetiminin ‘Kardeş Aile’ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirdiği aktarılmıştı.

Çin güçlerinin Doğu Türkistanlı Müslümanlara sosyal hayatta birbirinden ağır şartlar dayattığı biliniyor.

Çin, Uygur Türklerine karşı yıllardır planlı bir asimilasyon uyguluyor. Bu asimilasyonun ilk ayağında ise İslam dini var.

Çinliler, Uygur Türklerini asimile etmenin birinci ayağının dini duyguları yok etmek olduğunu tespit ederek ilk olarak âlimleri hedef almışlar.

Din eğitimi ve bilinci beraberinde imanı inşa ediyor. Din ve iman ile şahsiyet kazanmış yüreklerin; vatan ve millet bilinci, dava şuuru gelişmiş oluyor. Çin bunları bildiğinden dolayı önce imandan uzaklaştırmaya çalışmış.

Bu çalışma tabii mütemadiyen işkence ve zulümle gerçekleşiyormuş. İmanın eksilmediğini aksine arttığını ve beraberinde millet bilincinin de inşa olduğunu gördükçe zalimliklerini artırıyor ve (kalem yardımı ile yansıtılmayacak derecede) elim işkenceler ve zulümler yapmışlar.

Uygurlu bir genç kız “Analarımızı, ablalarımızı, hocalarımızı hapishaneye attıktan sonra zorla başörtülerimizi çıkarıp bize zulüm ederek (körpecik kızlara edilen bu zulümler acabalar ile dolu!) dinimizi ve milletimizi inkâr etmemizi istiyorlar” diye anlatıyor.

Doğu Türkistan’da yaşayan bir din âlimi bulmak neredeyse imkânsız.

Zaten daha öncesinde de var olan âlimler din eğitimini yeraltına kazılmış hücrelerde veriyorlarmış. Normal şartlarda 10 kişinin alabileceği hücrelerde 30 kişi Kur’an ve İlmihal eğitimi almaya çalışıyormuş. Bazen 1 ay boyunca hücrelerde kalan çocuklar ve gençler temel dini bilgileri burada öğrenmek zorunda kalıyorlarmış. Aileleri ise çocuklarının başka bir şehre ziyarete gittiğini söyleyerek zaman kazanmaya çalışıyorlarmış.

Uygurlu genç kız “yer altında camı yok, penceresi yok iki büklüm eğilerek girmek zorunda olduğumuz küçücük kapıları olan hücrelerde gizli gizli eğitim aldık. Bu anlattıklarım belki hikâye belki de tarihin tozlu sayfalarından olaylar gibi gelebilir ama ben henüz 18 yaşında genç bir kızım. Modern çağ olarak nitelendirilen bu zamanda yaşadığım bir eğitim şeklinden ve gizlilikten bahsediyorum” ikazını yapıyor…

Daracık hücrelerde, adeta sırt sırta yatmak zorunda kalan çocukların bu şekilde dini eğitim aldığını tespit eden Çinliler ders veren âlimleri tek tek öldürmüşler.

Şu anda Doğu Türkistan’da dini eğitim verecek hoca ve âlimler yok maalesef. Ayrıca Çin Doğu Türkistan’da İslam isimlerinin koyulmasını yasaklamış.

Tabii ki amaç dini ve dini değerleri hatırlatacak her şeyi gündelik hayattan söküp atmak. Çinliler dini eğitim aldığını tespit ettikleri insanları kadın-erkek, yaşlı-çocuk ayırt etmeden yakalayıp zindana atıp büyük işkencelerden geçiriyorlarmış.

Çinlilerin yaptıkları diğer bir zulüm ise aileleri parçalamak.

Zorla birbirinden ayrılan aile bireyleri değişik şehirlerde yaşamaya zorlanıyorlarmış. Bunu yaparken de güya eğitim desteği altında yapıyorlarmış. Çocukları götürdükleri yerde ise isimlerini değiştirip, din değiştirmeye zorluyorlarmış. Bu şekilde birbirinden koparılarak götürülen ailelerden bir daha haber alamıyor.

Uygurlu genç kız; “bizler şimdi buradayız ama benim küçük kız ve erkek kardeşim oradalar. Oradalar derken nerde olduklarını bilmiyorum. Onları zorla küçücük çocuk yaşta elimizden-ailemizden alarak eğitim vereceğiz diye zulüm altında tuttukları sözde eğitim hanelerine götürdüler. Küçük yaştan itibaren kardeşlerimi birbirinden ve bizden ayırarak Çinli çocukların arasında Çinli kültürü ile yetiştirip İslam’dan uzaklaştırılmak için çaldılar. Kim bilir büyüyünce benim kardeşlerim nasıl insanlar olacak. Belki de zalimler içerisinde yaşayanlardan olacaklar. Çünkü her şeylerini değiştirecekler. Dinlerini, isimlerini, ailelerini..”

Çinlilerin uyguladığı bir diğer asimilasyon yöntemi ise Doğu Türkistanlı kızların Çinli erkeklerle evlendirilmesi.

Doğu Türkistan günlerini anlatan Uygur Türkü geç kız evlendirilmeyle ilgili bir dipnot düşüyor; Uygur Türklerinin kültüründe farklı bir millet ile evlilik yapılması örf gereği ayıp karşılanıyormuş. Bu milletin Müslüman olması durumunda dahi ayıp olarak karşılanıyormuş.

Özellikle Çin hükümeti Uygur Türklerinin bu hassasiyetini biliyor olduğundan öncelikle bunu bir örf işkencesi olarak sonrasında ise din ve kültür işkencesi olarak yapıyor.

Kızını Çinli bir erkekle evlendirmek istemeyen aileler ya da evlenmek istemeyen kız sorgusuz sualsiz hapishaneye atılıyor ve işkencelere maruz kalıyor.

Çinli erkeklerin tecavüzüne maruz kalan Türkistanlı kadınlar hamile kaldıkları zaman kürtaj yöntemi ile çocuk aldıkları zaman ise “Soykırım suçlaması” ile toplama kamlarına götürülerek cezalandırılıyorlar.

Kaynak:sinirotesigazetesi.org


Bu haber 213 kez okundu.


EV9dzn.gif

SON YORUMLAR

ANKETLER

Güneysınır Haber © 2019 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Guneysinirhaber bir Gençliğin Sesi Radyo ve Televizyon A.Ş Markasıdır.

Şafak Medya